• Arama

Türk Mücevher Tasarımcıları: 16.10 İstanbul

16.10 İstanbul markasının kurucuları İdil Aksoy ve İrem Boza, markaları ve mücevher dünyası hakkında merak ettiklerimizi yanıtladı.

16.10 İstanbul, Galatasaray Üniversitesi’nden mezun iki genç kadın girişimci İdil Aksoy ve İrem Boza tarafından 16 Ekim 2016’da kurulan ve İstanbul’un semtlerini yansıtan sürdürülebilir bir takı markasıdır. Koleksiyonlarında her zaman sosyal sorumluluk ve farkındalık amacı güden 16.10 İstanbul’un hikayesini kurucularından dinledik.

Bize biraz kendinizden ve makanızdan bahseder misiniz?

Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji mezunu iki kadın girişimci olarak üniversitenin son senesinde, ilhamını İstanbul’dan alan 16.10 İstanbul’u kurduk. Markanın logosundaki 16.10 (16 Ekim) kuruluş tarihimizi, iki nokta ise görme engellilerin kullandığı kabartma harflerde “i” harfini temsil ediyor; İdil, İrem ve İstanbul’un baş harfi olarak… 

Mücevherlere olan tutkunuzu ne zaman fark ettiniz?

Mücevher küçük yaşlardan beri hayatımızın önemli bir parçasıydı. Her kombinimizde mutlaka iliştirdiğimiz bir kolye, kulağımızdan çıkmayan küpeler ve mevsimine göre broşlar uzun süredir bizimle aslında. Bu zevk İstanbul ile birleşince bir tutku haline geldi. Taşları tanıdıkça, onların aldığı şekilleri görebildikçe daha da büyülendik.

Markanızın kuruluş sürecini anlatır mısınız?

Üniversitede son sınıftaydık. Hızlı tüketimin giderek arttığı bir dönemde kullandığımız eşyaların bile değerinin giderek anlamsızlaştığı bir noktada bulduk kendimizi. Yaşadığımız şehri de aslında bu şekilde ele alabileceğimizi fark ettik. Hızla akıp giden tempoda gözden kaçırdığımız, keşfedilmeyi ve yeniden anlatılmayı bekleyen çok fazla İstanbul hikâyesi var. Bunu da mücevherle birleştirmek daha önce yapılmamış bir projeyi ortaya çıkardı. Ardından da markalaşma sürecimiz başladı. İlk başta sadece Instagram’dayken, bugün Kapalı Çarşı’da müşterilerimizin İstanbul’u deneyimleyebildiği, atölyemize yakın ufak bir showroomumuz var.

Markanızı 3 kelimeyle anlatın desek?

Konstantinopolis, Konstantiniyye ve İstanbul! Şehrin üç farklı döneminin imzası.

Koleksiyonlarınızı hazırlarken nelerden ilham alıyorsunuz?

Koleksiyonlara göre değişiyor bu sorunun cevabı. Semt koleksiyonlarında elbette İstanbul. Şehrin tarihi, tüm ihtişamıyla karşımıza dikilen bin yıllık yapılar (özellikle Ayasofya)... İstanbul’a gelen Fransız bir turist, Boğaz’a bakıp “sanki denizin içinden bir el çıkmış ve etrafa değerli taşlar atmış. İstanbul da bu şekilde olmuş” diye İstanbul’u anlatmıştı. Bizim için de öyle, her noktası ayrı ilham verici. 

Braille koleksiyonu ise tamamen sosyal farkındalığın altını çizmek istememizle başladı. Bu sosyal farkındalığı sürdürülebilir hale getirmek için logomuza da taşıdık. Bu koleksiyondan satılan her ürünün gelirinin bir kısmı görme engelliler için çalışan derneklere bağışlanıyor.

2018 yılında Instagram tarafından ödüllendirilen İlham Veren Kadınlar serisinde ise dünyada ve Türkiye’de birçok insanın ikon olarak gördüğü kadınlardan ilham aldık. Örneğin Frida Kahlo, Prenses Diana, Donatella Versace, Betûl Mardin gibi…

Hayatınızın sonuna kadar tek bir mücevher takmak zorunda olsanız neyi seçerdiniz?

İdil: İlhamını Boğaz’ın eşsiz renklerinden alan her şeyi takabilirim.

İrem: İlhamını Ayasofya’dan alan kolyemi.

Gelecekte mücevheri nerede görüyorsunuz?

Bizce mücevher algısı giderek boyut değiştiriyor. İnsanlar artık gösterişli ve büyük taşlar yerine onlar için gerçekten anlamı olan bir şeyler arayışında. Pahası ve kullanılan taşlar artık yeterli değil. Biz tasarımlarımızı yaparken 10 yıl sonra bu kişi ne takar diye düşünerek ilerliyoruz. Bugün anlamlı gelen taş, hikâye ve tasarım 10 yıl sonra da anlamlı gelebilirse başarılı oluruz. Bu yüzden zamansız İstanbul bizim için çok kıymetli.

2019 koleksiyonlarınızdan bahseder misiniz?

16.10 İstanbul için her yıl Ocak ayından Aralık ayına dek oluşturduğumuz bir plan var. Yeni yıl serileri, 8 Mart koleksiyonları ve semt koleksiyonlarımız ana çatıyı oluşturuyor. Onun haricinde seyahatlerimizde veya okuduğumuz kaynaklarda karşımıza çıkan, gizli kalmış ilham noktaları bir anda yeni bir koleksiyon oluşturabiliyor. Örneğin, bahar boyunca eskinin geleneğini hatırlatacağımız bir “İstanbul’un Çiçek Bayramı” koleksiyonu hazırlığındayız. Floral desenler, minimal parçalar, özellikle broşlar tıpkı markazitler gibi yeniden canlandırdığımız parçalar arasında.

Mücevheri en güzel taşıyan kadınlar sizce kim?

Prenses Diana! Demet Sabancı Çetindoğan da bu noktada ilham verici bir tarza sahip. Broşları ve küpeleri çok doğru taşıyor. Kadın olarak sınırlamamış olsaydık kesinlikle Sevan Bıçakçı derdik.

Çok sevdiğiniz birine hediye edeceğiniz mücevher hangisi olurdu?

Onun için anlamı olacak bir semt düşünürdük öncelikle. Hayatına bir şekilde dokunmuş bir yeri yansıtan mücevher, eşsiz bir hediye olur. Örneğin bu doğduğu semt olabilir, ya da okuduğu... Aşık olduğu ya da evlendiği... Kendi hikayesini yazdığı yere ait bir mücevheri kim istemez ki?

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.