• Arama

Dior: Bir Marka Hikayesi

Kadınların kıvrımlarını, asalet ve zarafetle bütünleştiren Christian Dior’un Dior modaevini mercek altına aldık.

Kıyafetlerini tasarlarken kadınların kıvrımlarının izlerini takip eden Christian Dior’un feminenlik algısından 21. yüzyılda vurguladığı feminist tavra, Fransız modaevi Dior’u sizin için kaleme aldık. II. Dünya Savaşı’nın ardından kadınların görünümlerine yeni bir bakış açısı kazandıran Christian Dior ve modaevi Dior hakkında bilinmeyenleri keşfedin. 

Rüyaların Tasarımcısı: Christian Dior

1905 senesinde, Normandiya’nın kıyısında bir sahil kasabası olan Granville’de, varlıklı bir gübre üreticisinin beş çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Christian Dior, 5 yaşına geldiğinde ailesi ile birlikte Paris’e taşınır. Ailesinin onun diplomat olması yönündeki tüm hayallerine karşı Dior, sanatsal yönünü keşfeder ve cep harçlığını çıkarmak için sokaklarda eskizlerini satar. Okulunu bitirmesinin ardından babasının onun için satın aldığı küçük sanat galerisinde, arkadaşları ile, aralarında Pablo Picasso’nun da olduğu sanat eserleri satar.

“Farklılık, doğallık, bakımlılık ve sadeliğin doğru oranda buluştuğu yer, zarafettir. Bunun dışında, inanın bana, zarafet yoktur. Gösteriş vardır.”

1929’daki Büyük Buhran’ı takiben annesi ve erkek kardeşini kaybeden, babası iflas eden Dior, sanat galerisini kapatmak zorunda bırakılır. 1940 senesinde askere çağırılana kadar, moda tasarımcısı Robert Piguet’in yanında çalışır.

1942 senesinde askerden döner ve terzi Lucien Long’un yanında çalışmaya başlar. Lelong’un savaş döneminde, tıpkı Jeanne Lanvin ve Nina Ricci gibi, Nazi subaylarının eşlerini ve Fransız işbirlikçileri giydirmesi, moda endüstrisinin ekonomik ve sanatsal nedenlerle kendini içinde bulduğu çatışmayı da gözler önüne serer.

“Mutluluk tüm güzelliklerin sırrıdır. Mutluluk olmadan güzellik olmaz.”

Aynı dönemde Dior’un kız kardeşi Catherine’nin Fransız Direniş hareketine katılımı Gestapo tarafından tutuklanması ve Ravensbrück toplama kampına hapsedilmesi ile sonuçlanır. 1945 senesinde özgürlüğüne kavuşan Catherine, annesinden kalan terk edilmiş bahçeyi ele alır ve hayatının kalanını çiçeklerle adar. Tıpkı 1947 senesinde Dior’un ilk parfümü Miss Dior’u kendisine adaması gibi…

Takvimler 16 Aralık 1946’yı gösterdiğinde 30 Avenue Montaigne Paris’te Christian Dior Modaevi açılır ve ilk koleksiyonunu sergilediği 1947 senesi bir milat olarak moda tarihine kazınır.

İkonik Tasarımları

II. Dünya Savaşı’nın ağır bilançosunu ödemeye çalışan Avrupa ve gardıroplarındaki feminenliği yitiren kadınlar, 12 Şubat 1947’de, bir gecede, modanın seyrini değiştiren bir koleksiyonla tanışır. Daha önce eşi görülmemiş benzersiz silüetler, uzunluklar, hacimler, daracık bellerle seksapalite kazanan göğüsler bir devrim olarak nitelendirilir. Defilenin sonunda Harper’s Bazaar genel yayın yönetmeni Carmel Snow, “Bu bir devrim, sevgili Christian. Artık elbiselerimizin yeni bir görünümü var,” diyerek dönemin adını da koymuş olur: New Look yani Yeni Görünüm

Marie-Thérese tarafından giyilen defilenin açılış kıyafeti, köreldiğine inanılan Fransız modasına yeni bir bakış açısı kazandırır. Literatüre Bar Suit olarak geçen, göğüs kıvrımlarını takip ederek daralan ve bel hizasında kuyruklanarak genişleyen krem rengi ceket ile siyah pilili etek, daha önce benzeri görülmemiş bir eleganlığa işaret eder.

Vücudu bir kum saati formuna benzeterek zarif ve kadınsı görünüme kavuşturan Christian Dior, daha sonra altı aylık periyotlarda çıkardığı koleksiyonlarda bel ve etek hizalarında vizyonu dahilinde değişikliklere ve yeniliklere gider; A kesim elbiseler, kalem etekler, peplum detaylar ve yuvarlak omuz hatları gibi markanın gizli tasarım kodlarının da oluşmasını sağlar.

“Ayakkabı seçiminizde asla gereğinden fazla titizlik diye bir şey yoktur. Birçok kadın ayakkabının çok da önemli olmadığını düşünür, ama bir kadının şıklığı tamamen ayaklarındadır.”

1949 senesinde, tasarımlarının lisanslı üretimlerini ilk kez hayata geçiren, couture tasarımcı Dior olur. Bütünlüklü bir görünümün önemini -ve Yeni Görünüm’ün doğru Dior ayakkabılar, eldivenler ve şapka olmadan başırıyla sergilenemeyeceğini- fark eden Christian Dior, iş ortağı Jacques Rouet ile kendi adına lüks aksesuar lisansı alır. Dünyanın belli bölgelerinde üretilen çoraplar, kravatlar ve parfümler ile markanın adı uluslararası çapta yayılır. Bu tavrı Fransız Terziler Birliği tarafından ağır şekilde eleştirilse de Dior için son derece karlı olan hareket, daha sonra dönemin hemen tüm atölyelerince izlenir. 

İlham Perileri

Christian Dior’un gerçek ilham perisi, kuşkusuz annesi Madeleine Dior’dur. Moda dünyası ile ilk kez annesinin gözleri ve stili üzerinden tanışan Dior, onu bitkiler ile ilgilenirken ve dikiş dikerken sürekli izler. Yeni Görünüm’e ilham veren dar bellerden çiçeklerin doğal güzelliğine olan tutkusuna Madame Dior, Christian için en özel kişidir.

“Doğayı örnek alırsanız asla hata yapmazsınız.”

1946 senesinde Dior’da kalıpçı olarak işe başlayan Paris doğumlu Mitzah Bricard, işe nadiren öğleden önce gelen leoparlar ve inciler içinde, olağanüstü şapkalar takan bir kadındır. Onun kişisel stiline adeta takıntılı hale gelen Dior için Bricard’ın ruh hali, teatral konuşmaları, kusurları, tavırları, görünümleri ile leopar ve leylak desenleri modaevinin genetik kodlarını oluşturan özel detaylardır.

Sonraları Victoire Doutreleau olarak tanınacak olan Fransız model Jeanne Devis, Dior modaevindeki kariyerine 18 yaşında başlar. Geniş göğüslü ve ince belli vücut hatları dönemin modaevlerince kabul görmezken Dior bu figürdeki güzelliği keşfeder ve özellikle H-kesim silüetin tasarlanması sırasında bu formdan ilham alır. 

Christian Dior’dan Sonraki Kreatif Direktörleri

Beklenmedik Bir Yol Ayrımı: Yves Saint Laurent Dönemi

Christian Dior, Time dergisine kapak olduktan ve Yves Saint Laurent modaevinde asistanlığa başladıktan kısa bir süre sonra, 1957 senesinde, ani bir kalp krizi ile hayatını kaybeder. 2500 kişinin katıldığı cenazesinin ardından markanın dengesini korumak amacıyla kreatif direktörlük koltuğuna Yves Saint Laurent geçer.

Dior’u yeni ve beklenmedik bir yola sokan Saint Laurent, belirgin belleri bir kenara bırakarak oversized A-kesim silüetler tasarlar. Trapéze serisi ile bilinen ve kısa soluklu olan bu dönem, Saint Laurent’in askere çağırılması ile, 1960 senesinde sona erer.

Marc Bohan Dönemi

1963’te başlayıp 10 sene devam eden bu dönem, Dior’un ikonik görünümüne yeniden kavuştuğu ve ilgi alanı olarak neredeyse patlama yarattığı dönem olarak tanımlanır. Öyle ki hazır giyim koleksiyonlarının tanıtımı, Paris’te ilk Baby Dior mağazasının açılması, Christian Dior Homme sunumu ile Londra, New York ve Hong Kong mağazalarının açılışı bu aralıkta gerçekleşir.

1978 senesinde Dior’un da sahibi olan Boussac Group’un iflası ile Willot Group’a geçerken markanın operasyon sorumlusu olarak Bernars Arnault başa gelir. Arnault ismi daha sonra dünyanın öncü ve ilham veren lüks ürünlerine çatı olan LVMH ile anılacaktır.

Gianfranco Ferre Dönemi

1989 senesinde Marc Bohan’ın yerine kreatif direktörlük koltuğuna oturan Gianfranco Ferre, modaevi çatısı altında on beş haute couture koleksiyona imza atar. Farklı malzemeler, formlar ve konseptler deneyimleyerek temiz ve sade, yine de mimari tavra vurgu yapan çizgisi ile Ferre, couture yüzün hazır giyimden ayrılmasının da en önemli kahramanıdır.

 

Christian Dior 1990 Sonbahar/Kış Couture Koleksiyonu

 

Christian Dior 1990 Sonbahar/Kış Couture Koleksiyonu

John Galliano Dönemi

“Benim rolüm baştan çıkarmak.”

Ferre’nin yerine 1996 senesinde kreatif direktör olan ve romantizmi, feminizmi ve modernliği sıra dışı bir şekilde bir araya getiren John Galliano, heykelimsi silüetleri ile orijinal Dior stiline eşsiz göndermeler yapar.

Tasarladığı ilk couture elbise Prenses Diana tarafından giyildiği an manşetlere taşınan, yeteneği ile Christian Dior’un stiline benzetilen Galliano, Mart 2011’de bir bar çıkışı ağzından dökülen Yahudi aleyhtarı sözleri nedeniyle yine manşetlere taşınarak modaevinden -ve moda camiasından- tabiri caizse afaroz edilir.

Galliano’yu anmışken Dior’a kazandırdığı ikonik çantadan söz etmemek olmaz. Bu çanta Dior Saddle’dan başkası değil tabii ki. Kendine has kavisli formu, kısa askısı ve birbirini tekrar eden logolu motifi ile bu çanta son 25 seneyi tanımlayan çantalar arasında hatrı sayılır bir yere ve popülerliğe sahip.

Raf Simons Dönemi

Spekülasyonlar ve dedikodularla geçen bir senenin ardından Raf Simons, Jil Sander’daki görevinden ayrılarak, Nisan 2012’de Dior’un kreatif direktörü olur. Ölçülü ve entellektüel bir tasarım çizgisine sahip olan Simons, modaevine kazandırdığı ruh ile kusursuz bir başarı elde eder. 

Giyilebilir tasarımlarını dramatik ve olağanüstü dekorlar eşliğinde hazırladığı defilelerle sunan Belçikalı tasarımcı, ilk couture defilesinde podyumu bir milyonu aşkın çiçekle bezerken vedası niteliğindeki 2016 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, her biri tek tek elde hazırlanmış 400.000 hezaren çiçekleri arasında sergilenir.

We Should All Be Feminists: Maria Brazia Chiuri Dönemi

“Bir kadın olduğum için burada değilim, yaptığım işte iyi olduğum için buradayım.”

Raf Simons’un ardından geçen 8 aylık bir arayışın ardından Dior, daha önce Valentino’da çalışan Maria Brazia Chiuri’yi kreatif direktörleri olarak takdim etti. Modaevinin kodlarını güçlü feminist mesajlarla güncelleyen Chiuri, kadın sanatçıları, şairleri ve aktivistleri onore eden koleksiyonları ile kışkırtıcı ve ilham verici tasarımlara imza atıyor. 

Orijinal kum saati silüetini kendinden emin tavrıyla yeniden yorumlayan ve modern zaman kadınlarının yaşamlarına uyarlayan Chiuri’nin üzerinde iddialı olduğu yeni bir de çanta var: 30 Montaigne. İsmini markanın 1946’daki adresinden alan ve yeni it-bag olması heyecanla beklenen çanta, çağın güçlü kadınlarının beklentilerini karşılayacak çizgide ve fonksiyonellikte.

2020 İlkbahar/Yaz koleksiyonunu Dior’un kız kardeşi Catherine’nin ilhamıyla tasarlayan Chiuri, modaevinin genetik kodlarını hücrelerinde en çarpıcı şekilde hissederek bu gücü dışa oldukça başarı ile yansıtan bir isim.

Dior Giyen Ünlüler

Aimee Song

Alexa Chung

Charlize Theron

Elle Fanning

Fernanda Liz

Jennifer Lawrence

Karlie Kloss

Natalie Portman

Nina Dobrev

Olivia Palermo

Sienna Miller

Winnie Harlow

Wu Ke Xi

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.