• Arama

Türk Moda Tasarımcıları: Tuba Ergin

Tasarımlarını iddialı, sıra dışı, dinamik ve rafine olarak tanımlayan Tuba Ergin ile markası ve moda endüstrisi hakkında sohbet ettik. 

Tuba Ergin, La Salle Academy’nin moda tasarımı ve pazarlama bölümünü tamamladı. Eğitimimin ardından iç pazarda faaliyet gösteren bir hazır giyim firmasının tasarım departmanında çalışmaya başladı. Sonrasında denim endüstrisine girdi ve 5 sene boyunca Avrupa’nın en önemli zincir grupları için (Inditex grubu ve Bestseller grubu markalarına, H&M, Motivi) tasarım yaptı. 2007’de kendi tasarım ofisini ve atölyesini kurdu. Türkiye’nin en önemli markalarına (Network, Lacoste, Koton, US Polo, Desa) ve yurt dışında İtalya, İspanya, Kanada, Fransa, Tunus ve Çin’de farklı firmalara tasarımlar yaptı. Hala birçok firmaya tasarım yapıyor ve marka danışmanlığı hizmeti veriyor.

2010’da kendi markam olan G.O.D.D’yi (Garden of Denim Design) kurdu ve ana pazar Japonya olmak üzere 7 ülkede departman mağazaları ve butiklerde dağıtım ağımı oluşturdu. 2012’de Tuba Ergin for Desa ile Desa mağazalarına kapsül koleksiyon hazırladı. Aynı yıl Vogue İtalya dergisi ve yakın zamanda kaybettiğimiz Franca Sozzani tarafından Türkiye’nin en iyi tasarımcılarından biri seçilip dergide yayınlandı. 2013’de kendi adı olan Tuba Ergin markasını kurdu.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Üç nesildir tekstille uğraşan bir ailede büyüdüm. Dedem yüksek terziydi; babamın da hazır giyim markası vardı dolayısıyla ben de bu dünyanın içine doğmuş ve büyümüş biri olarak kendimi bildim bileli çocuk yaşlarımdan beri tasarımcı olmayı istedim. Çocukken tatil dönemlerimde babamın iş yerine büyük bir heyecan ve keyifle giderdim. Kalıplar, kumaşlar, aksesuarlar, koleksiyon ve defile hazırlıklarını izlerken adeta büyülenirdim. Kendime bir eskiz defteri bile almıştım küçük yaşlarda ve yanımdan da hiç ayırmazdım. Çoğu zaman, aklıma yeni fikirler geldikçe, okul defterlerimin ve kitaplarımın arkasına çizim yapardım. Arkadaşlarımlayken bile en heyecan duyduğum aktivite resim ve çizim yapmaktı. İlkokulda bu yönümü ve yeteneğimi keşfeden resim öğretmenim sayesinde birkaç kez kişisel sergiler de düzenledim. Benim jenerasyonumda moda tasarımı büyüklerimiz tarafından Türkiye şartlarında ideal bir meslek olarak görülmez, işletme veya ekonomi eğitimi alınır, sonra da ek olarak moda tasarımı eğitimi de alınırdı. Ancak benim hiçbir zaman aklımda başka bir kariyer alternatifi olmadı ve bu anlamda da ailem açısından, beni anladıkları, destekledikleri için çok şanslıydım. Bu branşa yoğun bir ilgim ve resim yeteneğim olduğunu gören ailemin yönlendirmesiyle tasarımcı olma yolundaki serüvenim başladı.

15 yaşında lise ve üniversite eğitimim için Chicago’ya gittim. Lise döneminde bile tatillerim farklı markaların tasarım bölümlerinde staj yaparak geçti. Liseden sonra Art Institute of Chicago’da moda tasarımı ve pazarlaması dersleri aldım. Okul dışında değerlendirebileceğim her fırsatta, tasarımla alakalı projelere dahil olduğumu, kendimi geliştirmek ve yeni bilgiler öğrenmek için büyük bir iştah, heyecan duyduğumu çok iyi hatırlıyorum. Chicago tecrübem ve özellikle de küçük yaşta yurt dışında yalnız yaşamış olmak, bana çok değerli katkılar sağladı. İngilizceyi ana lisanım kadar iyi konuşmamla beraber diğer lisanları öğrenme şansım ve zamanım da oldu. Fransızcayı ve İtalyancayı da öğrenerek, ileride bu ülkelerde iş yapabilme yetilerine sahip oldum. Aynı zamanda başka bir kültürün içinde büyümek, farklı bakış açıları kazanmama da vesile oldu. Bir tasarımcı olarak kimliğimi oluşturmamda katkısı büyüktür yurt dışı deneyimimin… 

Markanızın kuruluşu sizin hikayenizin hangi noktasına/zamanına denk geliyor?

Açıkçası kendi markamın kuruluşu hem finansal, hem de mesleki anlamda yeterli birikime sahip olduğum anda oldu diyebilirim. Hayalimdekileri tam anlamıyla gerçekleştirmek üzere hep bir hareket planım ve fizibilitem oldu; işte buna göre doğru zamanı bekledim ve o zaman da geldiğinde harekete geçtim.

Tuba Ergin markasını birkaç kelime ile ifade etmenizi istesek…

İddialı, sıra dışı, dinamik ve rafine…

Tasarım yapmayı başka bir ‘şey’e benzetseydiniz bu ne olurdu?

Tasarım yapmak benim için bir varoluş şekli… Kendimi bildim bileli çok küçük yaşlardan beri tasarıma ciddi bir tutkuyla bağlıyım ve tasarlamak, üretmek benim hayattaki en büyük motivasyon kaynaklarımdan… Yaratıp ürettikçe nefes aldığımı, var olduğumu, benliğimi, ruhumu hissediyorum. Sürekli yenilik peşinde olmak, öğrenmek, keşfetmek ve bunları harmanlayarak yeni sentezler oluşturmak, bu işin en keyifli yanı benim için… Her yeni koleksiyon, yeni bir araştırma konusu olup, konsept, kültür ve imge hakkında derinleşme fırsatı veriyor. Hiçbir zaman yerinizde sabit durma şansınız yok. Sürekli bir gelişim ve değişim içerisinde olmak, mesleğin durağanlıktan çok uzak ve yüksek tempolu oluşu sanırım benim için bu işi vazgeçilmez kılıyor.

Koleksiyon yaratım sürecinde nelerden besleniyorsunuz?

Teknoloji, yeni sanat akımları, kültürümüz ve tarih sıkça beslendiğim kaynaklar ancak koleksiyonlarımın esas ana ilham kaynağı doğa... Doğa, her zaman beni şaşırtarak, derinden etkiliyor. Teknoloji, tasarım, bilim ne kadar ilerlese de doğa her zaman daha mükemmellerini sergiliyor, imkansız gibi görünenleri var ediyor. Bununla beraber doğanın tükenmez bir kaynak olduğunu da söylemeliyim. Özellikle de mercek altına alıp, detaylı olarak incelediğinizde fark ettiğiniz dokular, renkler, fonksiyonlar gibi birçok açıdan doğa en yüksek tasarımı içinde barındırıyor. Koleksiyonlarım ilk bakışta modern, şehirli ve giyilebilir olduğu kadar içerikleri itibariyle de çok farklılar. Detaylara inilip incelenmesi gereken, malzemesi, tekniği ve yapılış yöntemleri ile kendini ayrıştıran tasarımlar olmasına özen gösteriyorum.

Koleksiyonunuzu oluştururken izlediğiniz kriterler ve bağlı kaldığınız prensipler var mı?

İnovasyon, sürdürülebilirlik ve bu iki unsurla beraber giyilebilir olması benim için çok önemli kavramlar… Yeni kumaş teknolojilerini, hazır giyimde daha önce kullanılmamış tekniklerini ve malzemelerini daha konvansiyonel tekstil malzemeleri ile kombinlemeyi seviyorum.

Kullanmayı en çok sevdiğiniz malzemeler (kumaş, aksesuar vs) ve renkler neler?

Kullandığım malzemeler ve renkler sezona bağlı olarak değişim gösteriyor. Yazın, keten koton, ipek, vual, şile bezi, rayon ve tenseller, kışın da, yün, angora, kaşmir karışımları diye özetlerken, her sezon vazgeçilmezim ve koleksiyonlarımda yer verdiğim deriyi de ne kadar çok sevdiğimi belirtmem lazım. Uzun yıllardır üstünde çalıştığım ve geliştirdiğim sürdürülebilir moda araştırmalarım esnasında ileri dönüşümle kullandığım endüstriyel atıkları daha konvansiyonel malzemelerle kombinlemeyi gerçekten çok seviyorum. Bunların içinden en büyük favorim koşulsuz araba iç lastikleri… Araba iç lastikleri deri gibi görünen, üzerlerindeki yamalar ve izlerle yaşanmışlıkları olan çok özel bir malzeme… Ben de bu malzemeyi fark yaratan, şaşırtan, sürprizli bir şekilde tasarımlarımda kullanmayı çok seviyorum. Bu malzemeyi, gerek vejetal deri, gerekse ipek denim gibi farklı tekstil malzemeleriyle kombinleyerek çok farklı görünümler elde ederek, ileri dönüşüm üzerinden sürdürülebilir moda konusunda çalışmalar yapıyorum.

‘Trend’ kavramı sizin için ne anlam ifade ediyor?

Trend belirli bir dönemde, yoğun şekilde tercih edilen ve sonrasında terk edilen ve ne yazık ki ömrünü tamamlayan bir kavram… Günümüzde moda endüstrisi başta olmak üzere birçok alanı da temelden etkileyen bir olgu... Ancak bir tasarımcı olarak trendlerden bağımsız ve zamansız tasarımlar yapmak benim için daha önemli… Bir tasarım, üzerinden 10 yıl geçse de, gerek tasarımındaki temel öğeler, gerekse kaliteli malzeme kullanımıyla hala tercih edilebilir olmalıdır.

Moda endüstrisinin aldığı bu yeni (hızla değişen vitrinler ve stiller) form hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu girdaba kapılmalı mı, yoksa çemberin dışında mı kalmalı?

Günümüz teknolojisi, sosyal medya ve yaşadığımız hızlı hayatlar sadece modayı değil tüm dünyayı ve tüketici alışkanlıklarını değiştirerek, ciddi anlamda yön veriyor. Bir iş veren ve girişimci olarak bu sistemin içinde olmak zorunluluğu kaçınılmaz olsa da bir tasarımcı ve üretim süreçlerine özellikle de bir ürünün hayata geçmesindeki tüm emek ve süreçlere hakim biri olarak, çarkın dışında kalmak, çok fazla etki altında olmamak için de büyük bir efor sarf ediyorum. Her ne kadar eskiye göre daha sık koleksiyon yapıyor olsak da bir sezonluk giy/at mantığında çalışan hızlı tüketim markaları gibi ucuz ürün koymayı ne ekolojiye, ne de marka felsefeme uygun bulmuyorum.

İdeal bir moda haftası kurgulasanız bu nasıl bir organizasyon olurdu?

Moda haftalarındaki temel amaç moda markalarının en yeni koleksiyonlarını ve trendleri defile ve sunumlar aracılığıyla ortaya koyup daha sonrasında gerek kendi showroomları gerekse toplu showroomlarda satışlarını gerçekleştirmektir. Ticaret ve sanatın buluştuğu çok önemli platformlar moda haftaları... İstanbul gerek tarihi, gerek kozmopolit yapısı, gerekse kreatif tasarım gücü ve mutfağıyla mükemmel bir bileşim… Moda haftalarının şehrin tarihi dokusuna yayıldığı bir kapsamda, uluslararası basın, influencerlar ve satın almacıların getirildiği bir organizasyonda gerçekleştirilmesi, hem ülke tanıtımı, hem de de ekonomiye döngü sağlayacak noktada gerçekten çok ideal olurdu.

OGGUSTO okurları markanıza ve koleksiyonlarınıza nereden ulaşabilir?

Arnavutköy’deki showroomumuz, gerek kişiye özel dikim servisi veren, gerekse hazır giyim koleksiyonumuzu barındıran bir satış noktamız… Bununla beraber yeni açtığımız ve ilk mağazamız olan Akasya alışveriş merkezindeki diğer noktamız da Anadolu Yakası’nda yaşayanlar ve bu bölgede gezenlerin favorisi… Kendi yerlerimizin dışında koleksiyonlarımız ve tasarımlarımızla yer aldığı farklı noktalar da bulunuyor. Emaar Square Mall’daki Galeries Lafayette’te shop in shopumuz yer alıyor.

Giziagate Nişantaşı, Aqua Florya ve Palmarina mağazalarında da seçili ürünlerimiz var. Ankara’da Barners ve S9 butik, İzmir’de Designers of OZ, Antalya’da Maxx Royal oteller, Adana ve Mersin’de Adil Exclusive butikleri, Antep’te Things butik, Bursa’da Vm Atölye, Denizli2de Aral butikte yer almaktayız. E-ticaret kanalında ise online alışveriş yapmak isteyenler için Morhipo’da ve www.shop.tubaergin.com adresli kendi online sayfamızdan tasarımlarımıza, koleksiyonlarımıza ulaşabilirler. Ayrıca bizimle direkt iletişime geçmek isteyenler Instagram hesabımız @tubaerginofficial dan da bize mesaj atabilirler.

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.