• Arama

Daha İyi Bir Gelecek İçin Yapılması Gerekenler

Fütürist, Ekonomist, Yazar Ufuk Tarhan, ODTÜ Ekonomi Mezunudur. 1982-2005 arasında çoğunluğu teknoloji olmak üzere çeşitli sektörlerde üst düzey yöneticilik yapmıştır. 2006’da M-GEN Gelecek Planlama Merkezi’ni, 2011’de M-GEN Yazılım ve Dijital İletişim Hizmetleri Ltd.’yi kurmuştur. 2002 Yılı-Dünya Gazetesi-Bilişim Sektörünün En Başarılı İş Kadını Ödülünün sahibi olan Tarhan; 2009-2012 yıllarında Fütüristler Derneği Başkanlığı yapmıştır. 1 Mart Gelecek Günü’nün yaratıcısı ve küratörüdür. Halen Türkiye’nin ilk ve tek fütürist kadın konuşmacısıdır. Gelecekçi, sürdürülebilir iş modelleri, dijital iş stratejileri tasarlar, uygular ve İş Avatarlığı yapar.

Öncelikle fütürizmi biraz anlatır mısınız? Fütürist bakış açısı nedir?

Fütürizm, “olumlu gelecek tasarımı” demek. “Daha iyi bir gelecek için” yapılması, olması gerekenleri bulmamıza yardım edecek gelecek bilgileri senaryo ve kurguları üretmeye, paylaşmaya, geliştirmeye çalışma alanı. Bir başka anlatımla şöyle de diyebiliriz; fütürizm “tarihin geçmişe doğru yapmaya çalıştığını, ileriye doğru” yapmaya çalışan bir disiplin. Aslında fütürizm de tıpkı tarihin “neler yaşanmış olabileceğini” bilgiye dönüştürme gayreti gibi; ileride, önümüzde, gelecekte “neler yaşanabilir, yaşanırsa iyi/kötü olur, olabilir, olmalıdır’ı” bilgiye, olasılıklara, senaryolara, üzerinde çalışılabilir veriye dönüştürme gayretlerinin bütünü. Fütürist de olumlu gelecek tasarımcısıdır. Bilim, teknoloji ve akıl yardımı ile geleceği tarif etmeye odaklı düşünen, araştıran, planlayan, çalışan; insanlığa ve doğaya duyarlı, saygılı bireydir. 

21’inci yüzyıl fütüristleri;

Farklı olma cesaretine sahiplerdir.

Kendisi ve tüm insanlık için olumlu, ilerici, yenilikçi vizyon geliştirirler.

Kişi, kurum ve toplumların yararlı, etkin yol haritası oluşturmalarına yardımcı olurlar.

İnsanlıktan ve doğadan sorumlu olduklarını bilirler.

Geleceğin seyircisi değil, tasarımcısı olması gerektiğinin farkındadırlar.

Çağdaşlık sözcüğünün günü yaşamakla sınırlı olmadığını bilir ve davranışlarıyla bunu yansıtırlar.

Geleceği uzgörürler.

Dünyayı kendine, kendini dünyaya ait hissederler.

Dünyanın örgütlenmesinde yer almak isterler.

Fütürist yaklaşımları kullanarak, kitlelerin fütürist bilinç geliştirmesine önderlik ederler.

Bilişim sektöründe çalışırken, bir yurt dışı seyahatimde hava alanında beklerken unutulmuş “The Futurist” dergisi sayesinde tanıştım. Kendimi o dergiyi okuduğum anda Fütürist olarak görmeye başladım. Sonra da üzerinde çok çalıştım tabii. Odaklandığım alandan, gelecekle ilgili çalışmalar yapmaktan ve Fütürist bir T-İnsan olmaktan çok memnunum.

Gelecekte sürdürülebilir bir iş sahibi olabilmek için nasıl bir yol izlemeliyiz? Başarılı olmanın sırları neler?

T-İnsan olmalısınız. Kendinizi geleceğe uyumlandırmak, geleceğe senkronize olmak, güncellenmek, versiyon yükseltmek için T-İnsan bireysel dönüşüm modelini uygulamalısınız.

“T-İnsan” her yaşta ve konudaki bireyin sürdürülebilir gelecekteki iş başarısı için uygulayabileceği gelecekçi, gerçekçi dönüşüm modeli. T-insan, Leonardo da Vinci’nin "altın oranından" da esinlenilerek geleceğe uyumlu, senkronize olabilen, versiyon yükseltebilen yeni nesil insan modelini sembolize ediyor. “T” harfi ile dikeyde “bir şeyin her şeyini”; yatayda “her şeyin bir şeyini” bilmeyi anlatıyor. “T” aynı zamanda; Tasarımcı, Tedarikçi ve Teknolojik olma gerekliliğine gönderme yapıyor.

Gelecekte insanların asıl ve ağırlıklı iş modeli ücretli, bordrolu, maaşlı formlarda olamayacağı için, çalışma şekilleri giderek ve hızlanarak kurumsal, maaşlı ve garantili alanın dışına çıkacak. O zaman da insanlar T’nin dik bacağını temsil eden "en iyi bildikleri becerikli oldukları" konuda dikey, derinlemesine "akıl, bilgi, teknoloji" kullanarak, "Tasarımcı" hizmetler vermeye başlayacaklar. "Tasarladıkları" bu hizmetlerini bir "Tedarikçi, Takım Oyuncusu" olarak her yerden, her zaman kiralayacaklar, satacaklar, paylaşacaklar, değişik sözleşmeler yapacaklar. Kısacası dikeyde uzmanı oldukları becerilerini, yatayda türlü modelde sunabilecekler... Böylece T´leşen insanlar becerilerini giderek artan oranda; danışmanlık, iş tasarımcılığı, iş avatarlığı, gibi hizmet formlarında sunacaklar. Yani sözleşmeli çalışanlara, tedarikçilere dönüşecekler". 

Çıktığı anda “Yılın En İnovatif İş Kitabı Ödülünü kazanan T-İnsan, yeni bir kişisel dönüşüm modeli sunması ve kazandırdığı gerçekçi + gelecekçi bakış açısıyla değil; içinde yer alan QR kodları ile “artırılmış okuma” olanağı sunması, son derece ciddi ve hayati konuları hikaye gibi akıcı, anlaşılır anlatması, yepyeni kavramlarla tanıştırması ve bilinen kavramlara yeni anlamlar yüklemesiyle de çok dikkat çekiyor, beğeniliyor.

Başarının belki de en detaylı, en gelecekçi, en fazla esinlendiren, en çok motive eden ve aynı zamanda da en realist reçetesi, tarifi T-İnsan kitabımda. Lütfen onu dikkatlice okuyun. T-İnsan’ı anlamanın ve uygulamanın kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik olduğunu yaşamınızın her anında fark edeceksiniz…

Özellikle yapay zekanın gelişmesi insanlarda mesleklerini kaybetme korkusu uyandırıyor. Gelecekten korkmalı mıyız gerçekten, siz bu konuda ne düşüyorsunuz?

Tabii ki korkmalıyız. Çünkü gerçekten de öncelikli olarak tekrarlanan, sıkıcı, klavyeye, bir yerde bulunmaya bağlı işler olmak üzere, bugün “iş” diye bildiğimiz pek çok faaliyeti yapay zeka ve robotlar yapacak. Bizlerin de yeni oluşacak işlere göre hazırlık yapmamız gerekiyor. O nedenle korku, tedbir, önlem almak ve korunmak için gerekli, yararlı, doğal, bizi insan yapan hayati bir duygu olduğunun farkına varmalıyız. Korkmalıyız ki gelecekte olma olasılığı yüksek yapay zeka, robotlaşma vb. konuları iyice anlayıp, kendimizi işsizlikten nasıl koruyacağımızı düşünelim, önlem alıp, nasıl değişip, dönüşeceğimizin stratejisini, planını yapıp, disiplinle uygulayabilelim.

Türk insanının inovasyona değil “imovasyona” eğilimli olduğunu söylüyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

İmovasyon; imitasyon (taklit) ve inovasyondan (yenilikçilik) türetilmiş bir kelime. Taklit ederekyenilikler bulmayı anlatıyor. Aslında olumsuz anlamlar yüklendiği için imitasyon, taklit, kopya yapmak kötü, zararlı, ayıp sayılıyor(du). Oysa şimdi “imovasyon” çok önemseniyor. “Çin’in, Japonya’nın atılım yapmasının arkasındaki model, bu ülkelerin taklit ve kopyalama yapmasıdır” diye anlatımlar, sunumlar yapılıyor, konferanslar düzenleniyor, makaleler hatta kitaplar yayınlanıyor.

Bu konuda en dikkat çeken kaynaklardan biri Ohio Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Oded Shenkar’ın yazdığı “Copycats” kitabı. Okunmasında yarar var. İmitasyonla inovasyonun birlikte gitmesi gerektiğini savunuyor.

İnovasyon çok sabırlı, araştırma-geliştirme-sıkı eğitim, bilim-teknolojide ileri düzeyde olmak ve disiplinli çalışmayı gerektiren uzun, inişli çıkışlı, her açıdan yatırım isteyen bir süreçtir. Oysa bizim ülke olarak bunlara verdiğimiz önem, yatırım dünya ile rakebet edecek ya da Global düzeyde başarılara imza atmamızı sağlayacak düzeyde değil. O yüzden imovasyon da önemlidir. Bu açıdan bakılması da pek çok fırsat yaratır düşüncesindeyim.

Gelecekte teknoloji sürdürülebilir yaşama nasıl katkılarda bulunacak?

Hem olumlu hem olumsuz katkıları olacak tabii ki. Ancak karbon ayak izimizi azaltıp, su-hava-toprak kirliliğini, atık üretmeyi kontrol altına alabilirsek, sürdürülebilir enerjinin hızla yaygınlaşmasını sağlarsak, doğaya, insana ve diğer canlıların sağlığına zarar veren üretim-tüketim alışkanlıklarımızı değiştirip, çevresel felaketleri önleyecek şekilde düzenekler, sistemler kurmayı başarırsak teknolojinin sürdürülebilir yaşama katkısı olumlu olur. 

Teknolojinin gelişimi sanatta ve müzecilikte kendini nasıl gösteriyor?

Teknoloji her alanda, tabii ki sanatta ve müzecilikte de yaratıcılığı geliştiren, eserlere erişimi kolaylaştıran, mümkün kılan, sanat eğitim ve bilgisini çoğaltan demokratikleştiren, kültürel dokuyu zenginleştiren etkiye, sınırsız olanaklara sahip.

O yüzden sanatla ilgisi olanların, sanatçıların teknolojiyi anlaması hatta sanatın farklı alanlarında teknoloji kullanımının yaygınlaşması için yaratıcılıklarını, ustalıklarını seferber etmeleri çok önemli ve gerekli. Eğer sanat yaygınlaşırsa, sanatçı bakış açısı ve bilgisi diğer disiplinlerle entegre olursa mühendislik de, bilim de teknoloji de çok daha insancıl, doğaya duyarlı ve yararlı hale gelir. Tüm kalbimle buna inanıyorum.

Eğer teknoloji olmasaydı elimizdeki ufacık mobil telefonlardan dahi dünyanın her tarafındaki müzelere erişip, o şaheserleri, tuvaldeki fırça darbelerine, tavandaki saklanmış mikro şifreli işaretlere, heykeldeki minicik çiziklere, detaylara kadar nasıl görebilecektik… Arts & Culture diye bir mobil uygulama var. İndirmenizi doya doya incelemenizi, yararlanmanızı öneririm. Sanat ve teknolojinin buluşmasına en güzel, faydalı örneklerden biri.

En merak edilen konulardan biri de beslenme… Gelecekte beslenme alışkanlıklarında ne gibi değişiklikler olacak?

Nano ve genetik teknolojilerdeki gelişmeler ile tarım, hayvancılıkta daha doğrusu beslenmede Rönesans yaşayacağız. Hem bitkisel hem de hayvansal gıdaları laboratuvarlarda, 3D yazıcılarla üretebileceğiz. Bugün dünyanın enerjisini en fazla tüketen, doğal kaynakları en çok tahrip eden, kullanılamaz hale getiren ve çevre kirliliğine, zehirlenmeye, insan/canlı hastalıklarına neden olan şeylerin başında, beslenme için yaptığımız hayvancılık ve tarım üretiminde kullanılan yöntemler geliyor.

Bunlara devam edemeyeceğimiz, etmememiz gerektiği artık çok belli. Biraz zaman alacak ancak en fazla 20-30 yıl sonra büyük ölçüde tabletler, konsantre sıvılar, yeniden dönüşümden gelen gıdalar vb. ile besleneceğiz. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edineceğiz. Açlık sorununu da obeziteyi ve ondan kaynaklanan hastalıkları da bu teknoloji ve gelişmelerle sonlandıracağız.

Gençlere vereceğiniz en önemli tavsiye nedir?

Pek çok tavsiye var… En önemsediklerim şunlar;

Her şeyden önce ne yaparsanız yapın, başarı tarifiniz “Başarı, sırf sen varsın diye bir başkasının mutlu olmasıdır” olmalı.

Başarılı olmak için T-İnsan’laşmayı erken yaşlarınızda anlayın, uygulayın. Fütürist ve uzgörülü bakış açısını refleks haline getirin. Teknolojiye aşırı önem verin. Teknolojik bilgi ve kullanım kabiliyetleriniz daima güncel ve en iyi seviyede olsun.

Bunların dışında, en beğendiklerimi, kişisel deneyim ve gözlerimle emin olduklarımı “Başarılı, mutlu insanlar bahanelere ihtiyaç duymazlar!“ diyerek paylaşayım;  

Yatkınlığınız olan, sorun çözmekten-üretmekten en çok mutlu olduğunuz, işe yaradığınızı-yarayacağınızı, faydalı olduğunuz-olacağınız alanı bulun. Çünkü ancak orada tutkuyla, takıntılı ve ısrarlı çalışabilirsiniz. Bunu bulmak için de kendinizi gözlemleyin, size verilen tepkileri iyi değerlendirin. Yetenek ve yetkinliklerinize, yatkınlığınıza dair iç sesinizden ve dış seslerden pek çok sinyal alıyorsunuz aslında. Onları iyi değerlendirin. Kendinizi kolaya doğru ikna etmeyin, kandırmayın.

İşinize, hayatınıza katkısı, faydası olacak, disiplinli yaşamanızı sağlayacak iyi-olumlu alışkanlıklar kazanın. Alışkanlıklar verimli, akıllı, daha iyi şeyler yapabilmeyi ya da yapamamayı sağlayan en ama en önemli belirleyicilerdir. Bir anlamda kaderinizdir. Girişiminizin kaderi de alışkanlıklarınıza bağlıdır.

İyi bir iş bulamıyorsanız iyi bir iş yaratın. Esnaf kafasında düşünün. Paranızı becerinizden söke söke çıkarın. Unvan, makam vb. takıntınız olmasın. Çözüme, faydaya konsantre olun.

Fırsatlar sorunlarda gizlidir. Yolunuzu açacak fırsatları problemlerde arayın. Sizi en çok rahatsız eden sorunları çözmek işiniz ya da girişiminizin konusu olabilir, onlara dikkat edin.

Ne yaptığınızın farkında olun. Her an 5N1K’yı net bir şekilde yanıtlayabilin (Ne, Neden, Nasıl, Nerede, Ne zaman, Kimlerle/Kimin için) 5N1K’nızın farkında olun.

Her zaman size güvenen, sizin de güvendiğiniz, birbirine saygı duyan bir ekip, yönetici, lider arayın, yaratın, böyle bir yapı kurun, onlarla çalışın. Kimlerden etkilendiğiniz, alışkanlıklarınızı, yani hayatınızı değiştirir. Daima keyifli, gülen ve enerjisi yüksek bir atmosfer yaratın.

Başarının temelleri yenilikçi ruh ve yüksek disiplinle, adanarak çalışmaktadır. Çok ve tutkuyla çalışın. Gözünüz işinizden, hedefinizden, hayat amacınızdan başka şey görmesin.

Daima işinizin başında, tam içinde olun. Fiziken olmak şart değil. Online, uzaktan vb. daima işinizle, ekibinizle tam enerji bağlı ve amaca, vizyona kenetlenmiş kalın.

“Şeytan detaylarda gizlidir!”, işinizin her detayını bilin.

Yaptığınız işin hedef kitlenize ne fayda sağlayacağına, onların hayatında neleri kolaylaştıracağına, daha hızlı, daha ekonomik neleri kazandıracağına odaklanın. Müşteri memnuniyeti takıntınız olsun.

Tüm fırsatların çoktan kaçmış olduğunu düşünmeyin. Şans, sen hazır olduğunda, algıladığında karşına çıkan fırsattır. 

Her an sabit bir geliriniz, mesainiz olmayacağını; zamanınızı ve kaynaklarınızı kendinizin yaratıp, kontrol edebileceğinizi kabullenin. Her şey size bağlı, bunun sorumluluğunu tam hissetmelisiniz.

Kimseden medet ummamalısınız.

İşinizin parasal hesabını daima bilin, gelir-gider-bütçe vb. konulara hakim olun. Sevmiyorum, anlamıyorum vb. sakın finansal konulardan uzak durmayın. Tutumlu ve verimli olun.

Çok dinleyin, çok düşünün, çok çalışın, çok eğlenin, çok keyif alın. Sosyal zekanızı, network, iletişim, pazarlama, anlatma, ikna, müzakere kabiliyetlerinizi sürekli geliştirin. Veri Analitiği hobiniz olsun.

Ya sevdiğiniz işi yapın ya da yaptığınız işe saygı duyun.

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.