• Arama

Yelken Yarışçısı Tolga Pamir ile Vendee Globe Hakkında Çok Özel

Dünyanın en zor yelken yarışı Vendee Globe'a katılmak için 15 yıl önce Fransa'ya yerleşen Tolga Pamir, hedefine çok yaklaştı. Başarılı Yelkenci ile Vendee Globe ve yelken kariyeri üzerine sohbet ettik.

Dört yılda bir kez düzenlenen ve “Denizlerin Everest'i” olarak anılan Vendee Globe'da yelkenciler yaklaşık 20 metre boyundaki yelkenli bir tekneyle tek başlarına, hiç mola vermeden ve dışarıdan yardım almadan dünyanın etrafını dolaşıyor. Bu yıl dokuzuncusu yapılacak yarışta bugüne kadar hayatını kaybeden de oldu, yaralanan da. Tolga Pamir, yelkencilerin tehlikeli okyanuslarda hayatlarını ortaya koyarak mücadele ettiği Vendee Globe'un ilk Türk yarışçısı olmaya hazırlanıyor.   

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 

1975 İstanbul doğumluyum. Yelkenle İstanbul Tuzla Ankara Mercan Spor Kulübü'nde tanıştım. Daha sonra okul ve iş hayatı derken yelken, hobi olmaktan öteye gidemedi. Sunfish, windsurf, sınıflarında yelken yapmaya devam ettim. En son reklam sektöründe çalıştığıl dönemde yine Tuzla’dan tanıdığım çocukluk arkadaşım Bahadır Yılmaz’la İstanbul Yelken Kulübü çatısı altında olimpik katamaran sınıfı Tornado'da yelkenciliğe devam ettim.

Profesyonel yelken yarışçılığı için neden Fransa'ya yerleşmeye karar verdiniz?

Fransa’da gercekleştirilen ve en büyük hayalim olan Vendee Globe yarışı sayesinde. İnternette yarışçıların, yarışın ve bağlı diğer sınıfların bilgilerini incelerken Fransa'nın, açık deniz yarışçılığının merkezi olduğunu gördüm. Birçok farklı sınıfta gerçeklesen solo açık deniz yarışları sanırım 30 yaş kriziyle de birleşerek kaşifçi yönümü tetikledi. Ve ülkemizde olmayan açık deniz  yelken yarışçılığı  dalında kariyerime devam etme arzusuyla Fransa’ya yerleşme kararı aldım.

Fransa'daki yelken camiasının içine girmek hiç kolay olmasa gerek. Bu konudaki zorlukları nasıl aştınız?

Kısa süre önce Naviga Yayınları'ndan çıkan kitabım “Kırmızı Mavi Kova” isimli kitabımda bu hikayemi anlatıyorum. Şöyle özetleyebilirim: Denizci camiası küçük bir topluluk. Herkes birbirini tanıyor. Bir Türk yelkencisi olarak böyle bir projeyle Fransa’ya gelmem başlangıçta herkesi şaşkına çevirmişti. Ancak yolumda ilerlerken kararlılığımın yarattığı etkiyle karşımda daha çok, bana destek olmaya çalışan bir toplulukla karşılaştım diyebilirim. Açık deniz yelkenciliği gönüllülük, azim, kararlılık ve özverili çalışmayı gerektiren bir branş. Tüm bunları birleştirdiğinizde, her ne kadar teknede tek başımıza olsak da zorlukların karşısında yalnız olmadığınızı biliyorsunuz. 

İlk önce Mini 6.5 teknelerle açıkdenizlerde yarıştınız. Bu dönemi biraz anlatır mısınız? 

Mini 6,5 model tekneler için “ceviz kabuğu” gibi de diyebiliriz. Dünyada bir örneği daha olmayan bir sınıf. 6,5 metre boyunda yelkenli teknelerle Atlantik aşırı MiniTransat yarışına katılmak üzere birçok kalifikasyonu içeren bir okul olarak adlandırılıyor. Her açık deniz yarışçısının geçmişinde yer alan bir dönem. 2008 yılında kendi ürettiğim tekneyle birçok kez tek kişilik ve iki kişilik yarışlara katıldım. Hedefim henüz bilmediğim Atlantik Okyanusu koşullarını tanımak ve iyice sindirmekti. 2009-2013 yılları arasında bu sınıfta neredeyse 10.000 deniz mili yarış katılımı gerçekleştirdim. Neredeyse “yarım dünya turu”nu denk gelen bu süreçte edindiğim tecrübeler beni hedefe taşıdı. 2011 yılında da bu ceviz kabuğu misali tekne ile Atlantik Okyanusu geçişini gerçekleştiren ilk Türk oldum. 

2013 yılında yaşadığınız kazayı anlatır mısınız? 

Türkiye’den Kaya Ropes markasının sponsorluğunda, 2013 yılında bu yarışa ikinci kez katılmak için hazırlamaya başladım. Yarıştan yaklaşık üç ay önce, beşinci defa katıldığım kalifikasyon yarışında yaşadığım kaza sonucu hem tekneyi hem de projeyi kaybettim. Finiş hattına 7 mil kala uyku yönetimini düzenleyemeyip yenik düşünce kayalar üzerinde biten bir son oldu. Fransız Deniz Kuvvetleri'nin helikopteriyle kurtarıldığım bu kaza bende büyük yaralar bıraktı, bu gerçek. Ancak bu kazalarda ilk değilim, son da olmayacağım. Nitekim açık denizde her gün yeni dersler almaya devam ediyorsunuz. 

Kazaya rağmen yarışmaya devam etmek için kendinizi nasıl motive ettiniz?

Doğruyu söylemek gerekirse kazadan iki gün sonra hala yarışın startını almak istiyordum. Hatta bunun için çözüm yöntemleri aramaya çalıştım. Ama bütçe ve zaman kısıtlılığı yarış kuralları gereği devam etmeme imkan tanımıyordu. Kariyerimde kendime çizdiğim uzun süreli bir projeksiyon vardı. Bu yolun kolay olmayacağını hepimiz biliyorduk. Ama kararlılık ve devamlılık işin en önemli noktası. Ayrıca korkularınızla yaşamayı ve onun önüne geçmeyi de öğrenmek durumundasınız. 

Mini 6.5'un ardından daha büyük bir model olan Figaro'ya geçmeye nasıl karar verdiniz? 

İki kez MiniTransat yarışının ardından diğer Fransız yarışçılar gibi kariyerime Figaro sınıfında devam etmek istiyordum. Hedef Vendee Globe yarışı idi. Bunun için doğru alternatifleri yaratmaya çalışıyordum. Türkiye’de, kimsenin kullanmadığı bir Figaro model tekneyi satın aldım ve kısa süre sonra ilk yarışıma katıldım. Koşullar Mini’den çok farklıydı çünkü bu kez karşımda dünyaca ünlü yarışçılar vardı. 2015-2017 sezonlarının tüm yarışlarına kaıldım, ikinci kez Atlantik geçtim. Bu sınıfta da 16.000 deniz mili yarışarak ülkemiz adına yine bir ilki gerçekleştirdim. Üç sene boyunca bu elit denizciler arasında bayrağımızı 33'üncülüğe kadar taşıma imkanı buldum. 

Figaro'dayken eşinizle birlikte yarıştınız. Bu nasıl bir deneyimdi?

La Transat AG2R, iki kişilik bir yarıştı. Eşim Stephanie de bir yelken yarışçısı olmasına rağmen sahnede hep ben vardım. Stephanie'yle Mini sınıfında yarıştığım dönemde tanıştık. Onun da hayali bu yarışa katılmaktı. Çift olarak yarışmamız, ev işleri konusunda hizmet veren sponsorumuz FreeDom’un da iletişim stratejisine çok uyuyordu. Çünkü marka, aynı tutkuyu paylaşan bir çiftin günlük yaşam zorunluluklarını gerçekleştirirken sağladığı kolaylığı iletişimine taşımak istiyordu. Yarış sürecine gelirse... Doğruyu söylemek gerekirse, bir çifti konfor alanından bu kadar uzak bir ortamda, üstelik 4 metrekarelik bir alanda 27 gün bir arada tutmak hiç kolay değil. Ancak bu tecrübe birbirimize daha sıkı tutunmamızı sağladı.

Son olarak en büyük hedefiniz olan Vendee Globe'a son adım olan IMOCA 60'a geçtiniz. Bu süreci kısaca anlatır mısınız?

Fransa'ya ilk gidiş hedefim olan Vendee Globe'dan hiçbir zaman vazgeçmedim. Fransa'ya yerleşeli 15 yıl oldu ve önüme büyük engeller çıksa da çizdiğim hedef doğrultusunda etapları bir bir geçmeye devam ediyorum. Son olarak, aynı zamanda Vendee Globe yarışının da teknesi olan IMOCA 60'la, iki kişilik La Transat Jacques Vabre yarışında Fransız yelkenci Erik Nigon'la ekip olduk. İkimiz de projenin elemanlarını tamamlamak için güçlü yönlerimizi birleştirdik. Bu yarışla, dünyanın en iyi yelkencilerinin yarıştığı IMOCA 60 sınıfında mücadele eden ilk Türk oldum ve hedefime bir basamak daha yaklaştım. 2024 Vendee Globe icin kalifikasyonumu tamamlamış durumdayım ancak yine de yolum uzun.  

Vendee Globe dünyanın en tehlikeli yelken yarışlarından biri. İşin tehlikesi nereden geliyor? Bütün bunlara hazır mısınız?

Evet,  Vendee Globe dünyanın en zor yelken yarışı olarak kabul ediliyor. Dünyanın etrafını 74-100 gün arası bir zaman zarfında, tek başınıza, dışarıdan hiç yardım almadan yaklaşık 20 metre boyunda bir yelkenli tekneyle dolaşma fikrini yazması bile zor. Doğaya karşı hep zayıfsınız. Yelken mekanik bir spor, bir yandan tüm bu mekanizmanın hiç yardım almadan düzgün bir şekilde işlemesini sağlamak zorundasınız. Kimi zaman 15 metreyi bulan dalgalar eşliğinde deniz koşullarına karşı  dimdik durmanız ve tek dostunuz olan teknenize sıkı sıkıya tutunmanız gerekiyor. Ben, yaklaşık 30.000 deniz mili açık deniz yarış tecrübemle hem teknik bilgi ve psikolojik olarak hem de fiziken bu kıvama geldiğime inanıyorum.

Daha önce defalarca okyanusta tek başınıza yarıştınız. Okyanusta tek başına olmak nasıl bir his? 

Gerçek kendinizi bulduğunuz an diyebilirim. Dışarıdan hiçbir bilgi bombardımanı olmadan, en saf şekilde doğayla yüz yüze olduğunuz bir deneyim. Fiziksel sınırlarınızı zorlarken psikolojinizi ve vücudunuzu dğoanın gücüne esir ediyorsunuz. Böyle bir deneyimde saklayacak hiçbir şeyiniz yok. En doğal halinizle, beyninizin içini masaya yatırıyorsunuz. 

Dünyanın en tehlikeli yelken yarışı Vendee Globe'un startında yer almaya ne kadar yaklaştınız? 

Bu yarışa katılmak üzere kalifiye olmuş, dünyanin ilk 100 sporcusu arasında 59'uncu sıradayım şu an. Hedefim bu yarışı gerçekleştirerek ülkemizi, Denizlerin Everest’ini geçen ilk 10 dünya ülkesi arasına sokabilmek. Kolay bir hedef değil. Önümde en son engel olarak bütçe konusu kaldı. Aynı söylemi benimseyen bir dünya markamızla yanyana gelebildiğimde bu hedefi gerçekleştirmek için önümde hiçbir engel kalmayacak. 

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.