Sahillerden ekranlara uzanan şık ve sürdürülebilir tasarımlarıyla dikkat çeken My Beachy Side markasının kurucusu Gamze Ateş ile markasının hikâyesini, ilham kaynaklarını ve tasarımlarının Emily in Paris ile The White Lotus gibi yapımlarda yer alışını üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
My Beachy Side’ın hikâyesi, modada sadece estetik değil, etik değerlerin de ne kadar güçlü bir yer edinebileceğini gösteren ilham verici bir yolculuk. Markanın kurucusu Gamze Ates, kurumsal hayatını geride bırakıp kadın emeğine ve sürdürülebilir üretime dayanan bu özel markayı hayata geçirdi. Biz onu ilk kez 2015 yılında kurulan My Beachy Side’ın zarif, el işi detaylarla bezenmiş parçalarıyla tanıdık. O günden bu yana ekranlardan dünya yıldızlarının gardırobuna uzanan bu etkileyici hikâyeyi Gamze Ateş’ten dinliyoruz.

Tasarım yapmayı; Bir Michelin yıldızlı şefin evde, sınırlı malzemeyle yaratıcı bir sofrayı son anda gelen misafirler için kurmasına benzetebilirim. Elinizde olanlarla en iyisini ortaya koyma çabası.
Gamze Ateş
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Şehir ve bölge planlama eğitimi aldım, ancak çocukluğumdan beri içimde bir iş kadını olma hayali vardı. Bu hayal, yurt dışında bir kariyer yapma isteğimle birleşince, lisans eğitimimin ardından bir MBA programı yapmam gerektiğini düşündüm. Zaten küçüklüğümden beri yurt dışında yüksek lisans yapma hayalim vardı. Master için yurt dışına gittim. O dönem Green Card’ım yoktu, bu nedenle vatandaş olmadığınızda istediğiniz işi değil, sizi kabul eden işi yapabiliyorsunuz.

İlk işim bir nakliye şirketinde satış ve pazarlama pozisyonuydu. Dört yıl burada çalıştıktan sonra içimdeki girişimcilik ruhu devreye girdi ve kendi şirketimi kurdum. Dört yılın sonunda şirketim DHL tarafından satın alındı. Sonrasında 12 yıl boyunca DHL’de üst düzey yöneticilik yaptım. 82 ülkenin dahil olduğu bir divizyonu yönettim. Kurumsal tecrübem bu döneme dayanıyor.
Aslında bu yolculuk biraz “kazara” başladı diyebilirim çünkü her zaman seçim şansınız olmuyor. Yakalanan fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor; benim fırsatım lojistik sektöründe geldi ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. DHL’deki 12 yılın ardından artık daha az seyahat etmem gereken ama bana yeni dünyalar açacak bir iş arayışına girdim. Bu da beni Wall Street’e götürdü. Orta Doğu pazarını bilen biri olarak büyük bir yatırımcının yanında çalışmaya başladım. Daha önce deneyimim olmayan “hedge fonlar” alanında çalışmak başta zorluydu ama öğrenmeyi ve değişimi sevdiğim için kısa sürede benimsedim. Değişimin insanı geliştirdiğine inanıyorum.


“Üç yıl Wall Street’te çalıştıktan sonra hem maddi hem manevi olarak belli bir tatmine ulaştım. Artık gönül işi diyebileceğim bir projeye yönelmek istedim. Kariyer ve para odaklı olmayan, beni ülkeme bağlayan, ülkem için bir şeyler yapabileceğim bir alan arıyordum. My Beachy Side böyle doğdu.”
Markanızın kuruluşu, hikâyenizin hangi noktasına denk geliyor?
My Beachy Side, aslında bir sosyal sorumluluk projesi olarak doğdu. Doğu Anadolu’daki bir vakfın yönetim kurulundaydım ve STK’ları ziyaret ederken kadınların ihtiyaçlarını dinleme fırsatım oldu. En çok duyduğum şey “para değil, iş” istedikleriydi. Kadınların evden çıkamama, ofise gidememe ya da eğitim eksikliği gibi bariyerlerini aşabilecek bir iş modeli aradım. Bu da el emeğine dayalı işlerdi. O dönemde ben bir tasarımcı değildim ama niş ve dikkat çekici bir ürünle başlamak istedim. Herkesin yaptığı kolye, küpe, etek gibi ürünler yerine piyasada olmayan bir ürün aradım ve “barefoot sandals” fikri ortaya çıktı.

Kadınların el emeğiyle ürettiği bu ürünler büyük ilgi gördü. Zamanla iki elbise, iki çanta derken koleksiyon büyüdü ve tam anlamıyla bir resortwear markasına dönüştü. Resortwear seçmemizin nedeni, moda dünyasında rekabetin çok yoğun olduğu bir alana girerken kendimizi en iyi ifade edebileceğimiz alan olmasıydı. Yaz sezonu insanların en mutlu, kaygısız ve yeniliğe açık oldukları dönem. Ayrıca küçük bir marka olarak dört mevsim koleksiyon üretmek zordu. Resortwear sayesinde iki sezonla sınırlı kalmak süreci daha yönetilebilir kıldı.
“Emily in Paris” ve “The White Lotus” gibi dizilerde My Beachy Side tasarımlarını görüyoruz. Bu karakterler markanızın hangi ruhunu yansıtıyor?
Biz bu projeler için özel tasarımlar yapmadık ama markamızın ruhu, bu karakterlerle özdeşleştiği için onlar tarafından seçilmesi bizim için çok kıymetli. My Beachy Side’ın kendine ait bir ruhu var ve o ruh, bu projelere de yansımış oldu. Özellikle “Emily in Paris”teki Emily karakteri cesur, stil sahibi ve modada sınır tanımayan bir figür. Bu da bizim fashion-forward ve cesur tarafımızla örtüşüyor. “The White Lotus” karakterlerinde ise bohem, özgür ruhlu ve kendini olduğu gibi ifade eden bir tavır var. Bu da My Beachy Side’ın boho ve özgür ruhunu yansıtıyor. Karakterlerin ruhuyla markamızın DNA’sı örtüştüğü için bu iş birlikleri bizim için çok onur verici.
Dizilerdeki karakterlerle My Beachy Side kadınının kesiştiği noktalar sizce neler?
Emily in Paris’teki Emily karakteri korkusuzca risk alıyor, modada sınır tanımıyor ve çok cesur bir stil anlayışına sahip. Bu, My Beachy Side’ın cesur ve iddialı tarafıyla birebir örtüşüyor. Öte yandan The White Lotus karakterlerinde ise boho, özgür ve doğayla uyumlu bir ruh görüyoruz. Bizim boho-şık tarafımız ve özgür ruh anlayışımız da onlarla birebir uyuşuyor.

Koleksiyon yaratım sürecinde nelerden ilham alıyorsunuz?
Genellikle dünyanın o anki ruh halinden ilham alıyorum. Gündemdeki gelişmeler, sokak kültürünün evrimi, bir dönemin popüler filmleri ya da sanat akımları bizi etkileyebiliyor. Aynı zamanda küçük ölçekli zanaatkarların, yaratıcı bireylerin ne yaptığı, nereye yöneldiği ve neyi zorladıkları da bize ilham veriyor. Yani hem global trendler, hem yerel el işçiliği koleksiyon sürecimizi şekillendiriyor.



Markanızı birkaç kelimeyle tanımlamanız gerekirse?
Cesur, insan ve çevre dostu. Hem güzel görünen hem de iyi hissettiren bir marka.
Tasarım yapmayı başka bir şeyle karşılaştıracak olsanız bu ne olurdu?
Bir Michelin yıldızlı şefin evde, sınırlı malzemeyle yaratıcı bir sofrayı son anda gelen misafirler için kurmasına benzetebilirim. Elinizde olanlarla en iyisini ortaya koyma çabası… Benim tasarım sürecim de tam olarak böyle.

Kusursuz bir mayo veya bikini seçmek isteyen kadınlara önerileriniz neler olur?
Bu oldukça kişisel bir konu. Kusursuz bir mayo, kişinin vücudunu iyi tanıması ve ihtiyacına uygun tasarımı seçmesiyle mümkün. Örneğin, bizim kroşe mayolarımız deniz için idealdir, çünkü ıslandığında ağırlaşmaz ve formunu korur. Ama destek ya da tam kapatıcılık gibi konularda kroşe doğru tercih olmayabilir. Dolayısıyla hem vücudunuzu hem de markaların sunduğu özellikleri iyi bilmeniz gerekir.
My Beachy Side kadınının stilini nasıl tanımlarsınız?
Fashion-forward, risk almaktan çekinmeyen, çevreye duyarlı ve bilinçli bir tüketici profili.
Koleksiyonlarınızdaki ‘imza’ detaylar neler?
En bilinen imzamız, annemin gençken yaptığı perde tekniğinden yola çıkarak geliştirdiğimiz özel bir örme tekniğiyle hazırlanan parçalar. Her yıl bu teknikten yola çıkarak kalpten, nazar boncuğuna, oradan balığa uzanan, zamansız ve tanınabilir desenler yaratıyoruz. Bu desenler bizim markamızın DNA’sını oluşturuyor.
Bu sezon sahillerde hangi mayo ve bikini tarzlarını göreceğiz?
Kroşe ve katmanlı parçalar yine ön planda olacak. Kumaşlar çok daha hafifliyor; keten ve pamuk gibi doğal materyallerin en ince halleri tercih edilecek. Dünya ısındıkça insanlar daha nefes alan, hafif ve seyahat etmeye uygun parçalar arıyor. Bizim kroşe ürünlerimiz hem ütü gerektirmiyor hem de vücuda uyum sağladığı için konforlu. Aynı zamanda pamuklu dokusu sayesinde serin ve şık tutuyor.
OGGUSTO okurları markanıza ve koleksiyonlarınıza nereden ulaşabilir?
Türkiye’de online ve Vakko mağazaları üzerinden exclusive satışlarımızı sürdürüyoruz. Globalde ise Saks Fifth Avenue, Neiman Marcus, Revolve, Ounass ve Anthropologie gibi büyük mağazalarda yer alıyoruz. Ayrıca Fransa Rivierası’ndan, Karayipler’e uzanan özel tatil destinasyonlarındaki butiklerde ve Nikki Beach, Scorpios, One & Only, Soho House, Bagatelle gibi prestijli beach clublar’dan da ürünlerimize ulaşabilirler. En güncel koleksiyonlarımıza ve hikâyemize ise www.mybeachyside.com adresinden ulaşabilirler.




