Sürdürülebilir Yaşam ile İlgili İpuçları

Profesyonel hayatının dışında bireysel olarak da kendini ‘yavaş ve bilinçli tüketim aktivisti’ olarak tanımlayan Sinem Çelik ile sürdürülebilir yaşamın inceliklerini konuştuk.

16 sene Orda Anadolu firmasında satış ve ürün üzerine çalıştıktan sonra kendi platformu BluProjects’i kuran Sinem Çelik, sürdürülebilirlik konusunda danışmanlık veriyor ve eğitim projeleri tasarlıyor. Profesyonel hayatının dışında bireysel olarak da kendini ‘yavaş ve bilinçli tüketim aktivisti’ olarak tanımlayan Sinem’le sürdürülebilir yaşam anlayışının inceliklerini konuştuk.

Sizinle daha önce modada sürdürülebilirlik üzerine konuşmuştuk. Bu kez büyük resme bakalım istiyoruz; ilk olarak ‘çağımızın yeni pusulası’ sürdürülebilirlik kavramının karşılığını alalım sizden. Ne oldu, ne değişti de bu kavramı bu kadar sık duyar olduk?

Sürdürülebilirlik kavramı akademik olarak, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama kabiliyetlerinden ödün vermeden mevcut ihtiyaçların karşılanması olarak tanımlanmaktadır. Temelde ekonomik, çevresel ve sosyal etki yönüyle üç ana başlık altında incelenir. Kendi tanımım ise, ‘üretim ve tüketimde çevreye duyarlılığa odaklanan ve doğadan ilham alan yaklaşım’ olarak özetleyebilirim.

Son dönemde çok sık duymaya başlamamızın en temel nedeni, dünyamızı ve insanlığı ciddi anlamda tehdit eden iklim krizi… İklim aktivizmi son yılların en büyük toplumsal hareketi haline dönüşmüş durumda. Ve bu hareketin simgesi haline gelen Greta Thunberg’in 2019’da Yılın İnsanı seçilmesi hiç de şaşırtıcı değil… 

Sanayi devriminden bu yana süregelen üretim ve tüketim modellerinin yeryüzüne etkilerinin rakamsal olarak ortaya konması ve bilgilerin hızla yayılması bu konuya olan farkındalığı en üst seviyeye taşıdı. Bazı belgesel ve platformların dünya devi markaları, yönelttiği sorularla transparanlığa davet etmesiyle buz dağının görünmeyen tarafı su yüzüne çıkmaya başladı. 

Bizler, insanoğlunun bu büyük dönüşümüne şahitlik eden ve sorumluluğu çok büyük olan bir nesiliz…

Sürdürülebilir Yaşambaşlıklı bir seminer verdiniz yakın zamanda. Yaşam dediğimiz bu evrensel aynı zamanda da bireysel kümenin içinde sürdürülebilirliği nasıl konumlandırıyorsunuz? Modanın yanı sıra sanatta veya tasarımda sürdürülebilirlik nereye oturuyor?

Ben sürdürülebilirlik kavramını bütünsel bir yaklaşımla anlamaya çalışma taraftarıyım. Bir iş modeli veya pazarlama aracı olarak değil de yaşam felsefesi olarak ele alınması gerekiyor. Sadece doğaya bakmak dahi sürdürülebilir yaşam olasılığını bizlere hatırlatıyor aslında; atıksız, döngüsel ve uyumla çalışan mucizevi bir sistem var doğada… 

Sosyal ve çevresel yönüyle baktığımızda, en hızlı çözülmesi gereken sorunların başında, bilinç dışı tüketim geliyor. Mevcut sistem hızlı tüketimi baskılayan kısa ömürlü ürünlere dayalı kurulmuş durumda. Bu noktada ‘tasarımda sürdürülebilirlik’, tüm geleceği değiştirebilme gücüne sahip olması yönüyle çok önemsenmeli. Atıkların değerlendirilmesinin esas alındığı ve uzun ömürlülüğe odaklanan bir tasarım modeli düşünün… Birçok ileri düşünen firmanın, tasarım kriterleri arasına çevreye pozitif etki, kullanım sonrası after-life ve tüketici bilinçlendirme gibi unsurları da eklediğini görmekteyiz.

Sanatta sürdürülebilirlik ise insanları etkileme gücü yönüyle çok büyük bir öneme sahip. Bu alanda en etkileyici örneklerden biri geçtiğimiz sene Olafur Eliasson tarafından Londra’da gerçekleştirildi; Tate Modern Müzesi’nde buzullardan gemilerle taşınan buz kütleleri bahçeye yerleştirilerek erimelerine insanların şahit olması sağlandı. Çok büyük yankı uyandıran bu enstalasyon, sanatın toplumsal olaylara olan etkisinin gücünü bir kez daha kanıtlamış oldu. Bir diğer örnek ise, 16. İstanbul Bienali idi. Adı verilen 7. kıta, gerçekte de var olan, Türkiye’nin 5 katı büyüklüğünde çöpten bir kıta. İnsanların bu gerçeği sanat aracılığı ile öğrenmesinden daha etkili bir yol olamazdı…

Olafur Eliasson enstalasyonu

16. İstanbul Bienali, 7. Kıta

Bize yeni değerler kazandıran ve bizi harekete geçiren bu kavrama ek bazı anlamların da yeni karşılıklar bulduğuna tanık oluyoruz. Örneğin, lüks. Lüksün yeni karşılığından ve hayatımızdaki yeni yerinden bahseder misiniz biraz?

Genelde çevreye duyarlı üretim çözümleri çok konuşuluyor ve irdeleniyor. Ancak dönüşen tüketim modelleri ve yeni ortaya çıkan tüketici davranışları da bir o kadar önemli. Çevreye verdiği zarar yönüyle ikinci sırada yer alan moda endüstrisi, büyük bir dönüşüm yaşıyor; geleneksel moda takvimlerinin ve satın alma davranışlarının bittiğini söylemek mümkün. Kiralama, tamir, değiş tokuş ve ikinci el satış modelleri hiç olmadığı kadar gündemde. Hızlı moda markalarının dahi, tamir ve kiralama gibi uygulamalara liderlik etmeye çalıştıklarını görüyoruz; çünkü geleceğin tüketicisine mevcut sistemlerle ulaşılamayacağı anlaşılmış durumda.

Tüm bu dönüşümlerle birlikte lüks tanımında da yepyeni kavramlarla tanışıyoruz. Lüksün yeni tanımı olarak ‘duyarlılık’ kavramı gündemde ve maddiyattan ziyade purpose-driven yani amaç odaklı arayış mevcut.

Lüks denince akla gelen bir diğer kavram; seyahat. Seyahat trendlerinde doğaya dönüş ilk sırada.

Ayrıca el üretimine verilen değer yükselişte; yavaş üretim ve zanaatkarlık gibi kavramlar da lüksün yeni tanımları arasında yer alıyor.

Yaşamı sürdürülebilir kılmak için bir birey ideal olarak neler yapmalı veya neleri değiştirmeli ki bu kavramı yaşantısına dahil edebilsin?

Bireysel seçimlerimizin ne kadar büyük etkileri olduğunu fark ederek başlayabiliriz; bir kişiden ne olur, dememeli ve sorumluluğu üzerimize almalıyız. Maalesef ülkemizde çok yetersiz seviyede olan atık, atıkların ayrıştırılması ve geri dönüşüm konularında bireysel çaba çok değerli.

Tüketim tercihlerimizde daha bilinçli olmayı seçebiliriz; gerçekten ihtiyacım var mı, aldığım ürün uzun ömürlü mü, etik üretilmiş mi… gibi soruları hayatımızın her alanına yaymalıyız. Lokal üreticileri desteklemek de bir o kadar önemli. Sorular sormak, araştırmak ve pozitif etki yaratma çabasında olan markaları bulmak, çok değerli.

Moda, gıda ve kozmetik gibi çevresel etkileri en dramatik olan sektörlerin kullandıkları dilde ciddi değişimler gözlemliyoruz. Dildeki bu değişim içerikte de kendini belli ediyor mu? Teori ve pratik birbirini karşılıyor mu? 

Söz ettiğim gibi, toplumsal farkındalıklar ve dünya devi firmalara yöneltilen sorular sonrası, transparanlık artık bir standart haline gelmeye başladı. Biraz da bu zorlama ve baskılar ile beraber sürdürülebilirlik hedefi olmayan bir marka kalmadı diyebiliriz. Bu pozitif bir gelişme; çünkü hem çevresel hem de insan değeri yönüyle etik olmayan üretim koşulları devrinin sonuna geliyoruz. Ucuza aldığımız her ürünün aslında görünmeyen bir bedeli var; ödenmemiş işçi ücretleri, çevreye verilen zarar ve düşük kalite gibi…Büyük markaların eski sistemler ile devam etmeleri mümkün olamayacak. Ancak rakamlara baktığımızda mevcut aksiyonların, iklim krizini yavaşlatma anlamında oldukça yetersiz seviyede kaldığını görüyoruz. Yine de, geç kalınmış da olsa, şimdi atılan adımların 5 sene içinde kayda değer katkılar sağlar hale geleceğini düşünüyorum.

Yaratıcı ve özgün hikayelerin peşinde koştuğumuz bu zamanlarda size ilham veren iş modelleri ve örnekler var mı?

Tanımayanları Patagonia markası ile tanıştırmak isterim; çok ilham ve cesaret veren bir yaklaşımları var ve doğaya saygı markanın ana prensibi… ‘dont buy this jacket’ bu ceketi satın alma reklam kampanyaları ile tüketim çılgınlığına karşı duruş sergilediler.

Bir diğer örnek ise, bilinen bir marka olan adidas. 2017 senesinde okyanuslardan toplanan plastiklerden üretilen spor ayakkabılar 1 milyon adet sattı ve hem kitlelere plastik krizini yaymış hem de sektöre neler yapılabileceğine dair umut vermiş oldu.

İlginç bir diğer örnek ise, Nespresso’dan; alüminyum kahve kapsüllerinin geri dönüşümü ile bisiklet ürettiler ve atıkların kullanımına dair ilham veren bir kampanyaya imza atmış oldular.

İş modellerine bir örnek olarak ise, kozmetik sektörünün en büyük sorunu olan paketleme ve plastik kullanım yoğunluğuna karşı geliştirilen; refill yeniden doldurma akımının yayılması çok ilgi çekici.

Gıda ve iyi tarım alanında ise yakın bir zaman önce tanıştığım ve bana çok ilham veren Beyhan Uzunçarşılı ve yarattığı Urban Garden’dan söz etmeden geçemeyeceğim… Türkiye ve dünyanın farklı bölgelerinden toplanmış atalık tohumlar, İstanbul Gümüşdere’deki bahçede ekolojik yöntemlerle yetiştiriyor. Sürdürülebilir tarım üzerine konuşurken ise beni düzelterek en güzel tanımı yapıyor: “Olması gereken tarım…”

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.